Salı, Ekim 20

tarifsiz.


şu an hissettiğim şeyin tarifini kelimelerle yapmam imkansız.kalbim yerinden fırlayacak gibi.mutluluk katsayım her saniye artmakta.klavye ıslanmakta gözlerimden akan yaşlarla.sevinçten ağlamayalı uzun zaman olmuştu..
seni ve seninle ilgili şeyleri bu kadar özlediğimi bilmiyordum.beni öpüşün, elimi tutuşun, sarılışın, kokumu içine çekişin ya da sadece yanımda oluşun, varlığın..beni bu kadar mutlu eden başka birşey daha yok yeryüzünde.sensiz geçirdiğim onca hafta, onca ay ve başkalarıyla yaşadıklarımız..sensizken yaşadıklarımı inkar edemem, başkasını sevmedim diyemem tabii ki ama şimdi, bir kez daha hayatımda sadece sen varsın.

bizi hiçbir şey ayıramaz diyorduk, ayırdı; hiçbir şekilde barışamayız diyorduk, barıştık.The Notebook filminde Noah, ''ateşten kalan korlar yeniden aleve dönüşecektir.'' diyordu.bu söze her zaman inandım tüm kalbimle.ve şimdi bunu kanıtlayabildiğimize çok seviniyorum.

seni bana, beni de sana birkez daha bağışladığı için 'biz' olduğumuz her günde tanrıya şükrediyorum.

Cuma, Ekim 9

dolu-boş.boş-dolu.

herşey fazla boş gelmeye başladı.nedensiz gerçekleştirmeye başladım bazı eylemleri.canım hiçbir şey yapmak istemiyor.aklımdan hiçbir şey geçmiyor.içimdeki boşluklar büyüyor gittikçe.zamanla amaçsız, nedensiz yaşamaya başlamaktan korkuyorum.

Perşembe, Ekim 1

var/yok


bu gece gökyüzünde gördüğün yıldızlardan sana en yakın olanıyım.o yıldızı görmen için geçen süreç yanına varma süremle aynı bu gece.ait değiliz artık birbirimize ama yanımdasın.hissedebiliyorum nefesini kulağımında.sesini duyabiliyorum hala.evet, o gördüğün yıldız benim.ancak ne kadar parlak olsam da aldanmamalısın.çünkü ben de çok süre önce yok oldum o yıldız gibi.

Çarşamba, Eylül 30

kompleks.


kelimelerle istediğim gibi oynamışken bunca zaman şu an içinde bulunduğum durumu anlatmaya yetecek kelimeleri seçemiyorum.herşey gün gittikçe daha da karmakarışıklaşmakta.bitmiyor sorunlar.yetmezmiş gibi her gün bir halka daha ekleniyor sorunlar zincirine..ygsdir, lysdir, dispnedir, ailedir, arkadaştır, sevgilidir kafayı yemenin eşiğindeyim.yakın bir zamanda depresyona da girerim.sonra gelsin aneroksiya..koca gece adamakıllı uyuyamayıp uyku ilacıyla uyumak nasılmış anladım.sürekli kilo veriyorum ve bunun bende yarattığı ''zayıflık'' duygusu ise tarif edilemez.okula giderken yanımda ''yeniden'' votka şişeleri taşımaktan korkuyorum..

bir süreliğine hayatımdan çıkarmam gereken şeyler var sanırım.herşeyi aynı anda yürütemiyorum evet yetenekli değilim bu konuda.geleceğime odaklanmak istiyorum, tek derdimin bu olmasını istiyorum ama diğer şeyleri de elimle itemem; sınavdan sonra gelin diyemem.düşündükçe de sinirleniyorum dispne krizine girecekmiş gibi hissediyorum.bilmiyorum.kötüyüm ben.kendimi toplamalıyım.belki de..yalnız kalmalıyım bir süre.kendimi düşünmeliyim yalnızca, kendi geleceğimi.

hay lanet.sevmesem ne kolay olurdu herşey..

Pazartesi, Eylül 28

yol/sen/uzak/özlem


aramıza mesafeler girmesine alışık değilim.bu kadar zorlanacağımı düşünmezdim sen gidince.sonsuza kadar gitmedin buradan tamam ama, yine de garip geliyor.
her istediğimde ortada buluşacağım biri yok artık.seni her an görme lüksüm yok.başka bir şehirde, başkaları tarafından daha çok görülmektesin.bense yalnızca haftasonları göreceğim seni, tutacağım elini..bilmiyorum nasıl alışacağım bu duruma.bu kadar özlemek bana göre değil.
ama deneyeceğim..

Çarşamba, Eylül 23

Amaç


amaçlarımız var.çabalıyoruz onlara ulaşmak için.emek veriyoruz, ödünlerle beraber..kimimiz çok uğraşıyor, kimimizse oluruna bırakıyor.bazılarımız bir faaliyet göstermiyor; istemekle yetiniyor..bazılarmız ise bu amaç uğruna resmen kendini 'parçalıyor'.kendimi, 'kendilerini parçalayanlar' grubuna koyup hedefler hakkında öyle konuşmak istiyorum.

başta küçük çaplı bir düşüncedir bu 'amaç' denilen.arkadaşlarla paylaşılır..bizi destekleyenler çıkar.o insanlar arasında amaca ortak olmak, o yolda beraber yürümek isteyenler olur.düşünceden somuta dönüşmeye başlar amaç zamanla.yola çıkılmıştır artık..

sırf bir adım daha yaklaşabilmek uğruna ne ödünler veririz kendimizden.herşey normal seyrindeymiş gibi gelir, ama bazı şeyleri gözardı eder; ihmal ederiz kimi zaman.amaca kanalize olmuşuzdur çünkü.önemli olan budur.birşeylerin gerçekten hayata geçtiğini görüp somut ürünler elde etmeye başladığımız vakit görürüz bulunduğumuz noktayı.belki daha başlangıçtayızdır; ama emeklerin karşılığını almanın verdiği haz tarif edilemezdir..bazen de bunların karşılığını yeterince almadığımızı düşünürüz, çünkü engeller çıkar yolumuza.her bir engel hayal kırıklığı yaratır bizde, şevkimiz kırılır.yola devam edemeyeceğimiz düşüncesi geçer belki aklımızdan..

grup işiyse bu, ister istemez bağ oluşur elemanlar arasında.birinin üzüntüsü aynı şekilde diğerlerinin de üzüntüsüdür..bu yüzde her daim birbirinin yanındadır gruptakiler.çıkan hiçbir engelin, grubu asıl 'amaç'tan uzaklaştırmasına izin vermezler.biraz hırsa binse bile iş, daha sıkı tutunarak birbirlerine, kaldıkları yerden yola devam ederler..

ne pahasına olursa olsun..

Pazartesi, Eylül 21

kabullen-


pencereden gökyüzüne bakıyorum.hafif rüzgar olsa bile yine de açık hava.bugüne tezat gidesim var.havanın güzelliği moralimi bozmadı ilk kez..normalde hava kapalıyken gökyüzünü izlemek mutlu eder beni.yağmurları sevme nedenim hiçbir zaman değişmediğinden olsa gerek tüm hücrelerim hüzünle karışık ümitle dolar.yağmur damlalarını tutmak isterim hep, içlerinde senden parçalar olduğuna inanıyorum çünkü hala.beni bırakıp gittiğine inanmak istemiyorum çünkü.hala, her anımda yanımda olup ellerimi tuttuğuna, bana yardım ettiğine; hissedemesem de bana sıkıca sarıldığına inanıyorum..

oysa biliyordum gideceğini..o kadar seviyordum ki seni, hissedebiliyordum düşündüklerini.ve gideceğini de anlamıştım tabii ki..bu öyle bir yüktü ki benim için, o yaşımda, o küçücük bedenimle nasıl kaldırabildiğimi aklım almıyordu.

hatırlamıyorum sen gitmeden önce en son ne zaman 'seni seviyorum' dedim.belki de aylarca çıkmadı ağzımdan..oysa şimdi bunu söylebilmek, bunca yıldan sonra seni bir kez olsun görebilmek için herşeyimi verirdim.sakalların uzadı mı? zayıfladın mı? mavi mi bakıyorsun hala? bunları bilemeyeceğim asla..çünkü bir daha hiç gelmeyeceksin.hiçbir zaman bana sarılmayacaksın.sana, beni bırakıp gittiğin için; kendime ise, gitmene izin verdiğim için kızdım hep.ama elimden gelen birşey yokmuş şimdi anlıyorum...
seni çok özledim dedecim.
ve biliyorsun ki;

-seni çok seviyorum.herşeyden çok..

Cumartesi, Eylül 12

?


yine duyuyorum..uzaktan gelen ama bir o kadar da yakınımdaki, fısıltıyla karışık su sesleri.kalkmak zor gelse de bir kuvvet doğruluyorum yatağımda.dışarıya bakıyorum..gece her zamankinden karanlık.sokak daha bir yalnız bu gece, daha bir korunmasız..kalkıyorum yataktan kontrol ediyorum muslukları, yok hiçbir yerden değil.derken şiddetlenmeye başlıyor sanki ses.beni çağırıyormuşcasına damlamaya devam ediyorlar.fısıltılar karışıyor damlalara.belki de yalnızca beynimde bu sesler.anlam veremiyorum.belki de anlamak istemiyorum..

yatağıma dönüyorum.bu kaçıncı gece bilmiyorum artık.her gece aynı ses, daha da şiddetlenerek rahatsız etmekte beni..dayanamıyorum.her damla sesinde duyuyorum O'nu.korkuyorum.

beynimin patlayacağını hissettiğim an pencereyi açıp kendimi sonsuza bırakmak istiyorum.kurtulmaya, özgür olmaya..hem kim bilir, yerde yatan cansız bedenimden arşa yükselirken ruhum kanatlarım çıkar aniden..ya da kim bilir sıcaklığını hissederken ruhumda giderim onun yanına, azaplar diyarına..

Pazartesi, Eylül 7

bir tutam hayal.


hava en sevdiğim halinde bugün.rüzgar istikrarlı bir şekilde esmekte, taşıdığı yağmur damlalarının ağırlığını hissettiriyor yüzüme çarptıkça..

fonda Jehan Barbur, havanın büyüsüne kapılmış şekilde pencereden gökyüzüne yükselirken telefonun mesaj sesi büyüyü bozmaya niyetleniyor; ancak mesajın maşuktan geldiği görülünce büyüye farklı maddeler de ekleniyor.mest oluyorum yine, gözlerimi kapatıp müziğin kokusuyla havanın ritmine kaptırıyorum kendimi.yağmur kokan şarkılara pencereden odama giren rüzgarın uğultusu karışıyor.zihnime kalbimdekilerin de eklendiğini hissediyorum.ve hayallere dalıyorum..

lacivert, ipek helikopterlerle al beni penceremden.dolaşalım sonsuz semada.bulutların üstüne yükselince sarmaşıktan merdivenlerle inip üzerlerine gezelim elele.yorulunca yatalım yatak misali ellerin ellerimde.uyandır beni yaramaz bir çocuk gibi gıdıklayarak.boğ beni uyku kokulu öpücüklere.. sonra yağmur başlasın aniden.hindistancevizi kabuğundan kupalarımızla kahvelerimizi içelim aşağıdaki yağmuru izlerken..

yağmur dinmeden yeryüzüne inelim camdan kaydıraklarla eyfel kulesinin tepesine.saatlerce muhabbet edelim.sonra yaşadığımız yere dönüp balkabağı arabamızla 'plansız' durak muhabbetimizi gerçekleştirelim yeniden.sonra herşeye bir kez daha yeniden başlarcasına yağmur altında yürüyelim yine.o 1 Mayıs günündeki gibi üşüdüğümde elimi cebine sokmayı teklif et.ve elimi tut..kalbimin atış sesini işitebiliyim, dispnemin tutmasına saniyeler kala..

mutluyum hayal kurarken, gülümsüyorum.mutluyum çünkü yanımdasın.mutluyum çünkü benimsin.

mutluluk ille de gösterilmesi gereken bir kavram değil biliyorum, ben de yanındayken gösteriyor muyum emin değilim ancak ben hissettiklerimi en iyi bu şekilde ifade edebiliyorum.

ve,
yanında gerçekten mutluyum.

Cumartesi, Eylül 5

Yedi.


Bugün yaşadıklarımla ilgili hissettiklerimi kelimelere indirgeyemiyorum.onun yerine tarihi baz alarak bir rakamla, hayatımın rakamıyla, bağdaştıracağım.

5 Eylül 2009. 5+9+2+9=25 2+5= 7

bence yeterince açık.

söz verir misin...


...tutamayacağını bilsen bile? 'söz veriyorum' diyebilir misin gözünü kırpmadan tüm içtenliğinle? yapabilirsin belki de inanırsan, güvenebilirsen kendine..

söz verirken ileride olacakları düşünür mü insan? düşünmez bence. o an'a odaklıdır herşey.merkez olmuştur içinde bulunulan an.geçmiş ya da gelecek umrunda olmaz insanın.söz neyi kapsarsa kapsasın, söz veriyorum demeye programlanmıştır o an birey.ne olursa olsun söz verecektir belki de, ileriyi düşünmeden..

zaman geçer, herşey değişir.bireyler de tabii ki..verilen sözün üstüne yaşanan herşey sözü daha az geçerli kılmaya başlar.zamanla silikleşir zihinde söz, ve bir gün, ansızın sonsuza karışır.geri gelmez bir daha, pişman olmak boşunadır.düşünceler kemirmeye başlar içini sen dibe vurana kadar.algıladığın her nesne yüzüne vurur hatanı acımasızca..işte o zaman gelir aklına, 'söz vermek' ne kadar da kolaydı oysa ki zamanında.

o yüzden, sana diyeceğim,
tutamayacağın sözler verme ne olursa olsun.hiçbir zaman...

Pazartesi, Ağustos 31

1 Yeni Mesaj: Günaydın Sevgilim. :)


Bu sabah yeni güne yanında başlamadım, başlayamadım sevgilim.sen ve sıcaklığın yoktunuz yanımda, kokun hakim olsa bile bedenime hala..yanında olmayı diledim binlerce kez, ama olmadı.oysa dün sabah gözlerimi açtığımda sen vardın karşımda.Ellerimiz birbirine kenetlenmiş, beraber nefes alıyorduk adeta.
uyku kokulu günaydın öpücükleri verdik birbirimize defalarca.doyumsuzluk böyle birşey olsa gerek..öpmeye doyamamak..yataktan kalkmayı, kollarının arasından çıkmayı istemedim hiç ve senio şekilde bırakıp gitmeyi de tabi..ama mecburdum.
sana en güzelinden bir de kahvaltı hazırlayacaktım.asıl amaç buydu ancak vaktimiz yoktu..bir dahaki sefer günaydın mesajını yine ağzımdan duyup, günaydın öpücüğünü aldıktan sonra mutfakta seni bir de kahvaltı bekliyor olacak. :)
seni seviyorum.

seni 'her halinle' seviyorum bebeğim.
♥

Cumartesi, Ağustos 29

Ağustos Böceği'm.Erge'mmm.♥


Birbirimizin hayatına nasıl girdik hala aklım almıyor.Birden beliriverdik nasıl olduysa..Yaşadıklarımızı birbirimize anlatırken kendi anılarımızı ikinci kez dinler gibiydik her defasında.Yaşadığımız çoğu olay nasıl aynı olabilirdi.Onu geçtim aynı isimde kişiler vardı hayatlarımızda.Biz de bununla başa çıkabilmek için F(YO)x2KS kavramını geliştirdik, parolamız oldu seninle.Her an sanki birlikteymişcesine paylaştık her şeyimizi.Yüzünü görmediğim bir insanla bu kadar çok şey paylaşacağım aklımın ucundan geçmezdi.Ama yapıyorum işte.

O kadar yakınsın ki bana; herşeyi beraber yapıyoruz sanki.Gelecek balonlarını beraber şişiriyoruz, beraber salıyoruz onları gökyüzüne.Milyonlarca balon var artık gökyüzünde pencereden baktığında görebiliyorsundur sen de.Seneye hepsini toplayıp içindeki nefeslerimizi evimize hayat vermek için kullanacağız.Yeter ki şu bir sene istemeye ve çalışmaya devam edelim.Başaramayacağımız şey yok biliyorsun ki meleğim.Ve yine biliyorsun ki biz istediğmiz her şeyi aldık şimdiye kadar, almaya da devam edeceğiz..Hiçbir şey için üzmemelisin kendini, çünkü her zaman dediğim gibi, 'Herşey çok güzel olacak.'.

3 sene önce bana gelip, geleceğini hiç görmediğin biriyle planlayacaksın deselerdi hayatta inanmazdım, tıpkı senin de inanmayacağın gibi.Ama öyle, geleceğimizi beraber planlıyoruz şu anda.

İyi ki girdin hayatıma, iyi ki tanıdım senin gibi bir meleği.Çok yakınımda bir ruh ikizimin olduğunu bilmek huzur verici.

Doğumgünün kutlu olsun meleğim.

İyi ki doğdun.

♥

Cuma, Ağustos 28

sen kokmak.sen olmak.


bileğime sürdüm bugün kokunu.bir de boynuma.buram buram sen koktum.koku alma duyusuna sahip olmanın farkındalığı mest etti beni gün boyu..düşündükçe daha da istedim seni.daha da özledim seni aldıkça kokunu..

bedeninde bıraktığım izleri ruhuna da işliyorum sana farkettirmeden..aynı eylem benim ruhumda da gerçekleşirmişcesine daha da bağlanıyorum sana.fazla bağlanmaktan korkardın ya sen hep, ben artık korkmuyorum.

anılarımızı kitaplığımdaki romanları süsleyen cümlelerde saklıyorum..en güzellerini ise eski kitapların arasına serpiştiriyorum tozla karışmaları için.onları her açışımda tozu kalbime doğru üflüyorum, yerlerini hatırlatırcasına.üstelik onları her açışımda daha fazla toz zerreciği karşılıyor beni.her birinde farklı farklı anılarımız gizli..ama her birinde değişmeyen birkaç şey var.biraz aşk, biraz eğlence,

ve bir de kokun.

Salı, Ağustos 25

Geçmiş-Gelecek


Herşey güzel başlar...Umutlar, hayaller vardır geleceğe dair.Herşey başladığı gibi gidecektir.Bitmesi söz konusu değildir; her şey güzel olacaktır, tıpkı şu anki gibi...Kötü şeyler düşünülmez.Oysa mutlu olmayan sonlar da vardır..

Zaman geçtikçe mutlu sonlara bir antipatim olduğunu farkettim.Ne yani, ben dışında herkesin mutlu olduğunu görmeyi istediğimi düşünmüyorsunuz herhalde..Onlar mutlu oldukça ben deli olurdum.Sanki hepsi nispet yaparlardı bana.En azından ben öyle zannederdim.Bencillikti benimkisi biliyorum, ama elimden gelen birşey yok.Bencil olmaktan da bilhassa memnunum.Hem kim kendini düşünmez ki?..

Geçmişe dair anılar çöpe atılmayı ya da enginlerde boğulmayı haketmiyor bence.Tamam birçoğu bizi üzüyor olabilir ama onlara ne değerler yüklerdik zamanında değil mi?O anlara gitmek istemez miydik sanki?Peki herşeyin başladığı o kutsal ana...Öyle olsa bile gerçek şu ki anılar geçmişte kalmaya mahkumdur.Tekerrüründen korkmak bu yüzden yersiz sanırım.Hakettikleri yerde ikamet ettirmeli onları bence.Yerlerini değiştirmelerine imkan verilmemeli...

Yağmur sonrası toprak kokusunu erken alıyorum her seferinde sanırım.Yağmur yağmaya başlamamışken henüz..Şemsin etkisini hissetsem de ısınmıyor tenim.Ben hala üşüyorum.Ellerime dokunur musun bi?Şemsiyeye ihtiyacım var mı emin olamıyorum.Korunmalı mıyım bu sefer?Duymam gereken ne varsa söyle, geçmişe, geleceğe dair, bize dair..

Zamansız yaşamak istemiyorum artık hiçbir şeyi.Tek kalmak da istemiyorum.Yabancılaştım çoğu şeye.Yaşamayı unutmaktan korkuyorum.

Geçmiş bataklığından çıkıp, geleceği bu kadar kafaya takmayıp, içinde bulunduğum ana yoğunlaşmayı özledim ben..

Perşembe, Ağustos 20

yeniden senin olmak..tarifi yok hissettiklerimin..açıkcası hala inanamamaktayım.ama mutluyum.gerçekten mutluyum.yeniden bana aitsin.sadece bana..

Salı, Ağustos 18

bir masal anlat bana.


birşeyleri değiştirebilmek için geç olmadığını söyle bana.hala vaktimiz olduğunu, istersek yine başarabileceğimizi söyle..
savunmasız yattım yatağıma yine başucuma gelip saçlarımı okşamanı diliyorum bu gece.bunu yapmasan da olur yeter ki yanımda olduğunu bileyim; varlığını, nefes alışını hissedeyim..
yaklaşsana bana, ben hala senin aşık olduğun o çocuk ruhlu, kızınca arkasını dönüp giden Ece'yim.ne bekliyorsun, sen de özlemedin mi bunca zaman beni, anneninkinden sonra o çok sevdiğin kokumu?
yalanlar söyle gerekirse bana, birbirimize verdiğimiz o kutsal sözü tutmadıysan bile tuttuğunu, hala bana ait olduğunu, hatta ve hatta eline bir başka el, dudaklarına başka bir dudağın değmediğini söyle bu gece..
sonsuza kadar ne kadar uğraşsak da ayrılamayacağımızı, her zaman birbirimize ait olacağımızı söyle bana.
sen de istersen eğer,
ben de, başka ellerin tenime değmediğini, dudaklarımın hala mühürlü olduğunu, o çok sevdiğin kokumu kimsenin içine çekmediğini söyleyeyim sana.
ya da yaşadığımız herşeyi -zor olsa da- kabullenip, yeni bir sayfa açalım bize kaldığımız yerden..hiç duymadığım bir masal anlat bana bu kez.kahramanları biz olalım.biz yaşayalım önceden olduğu gibi..ama 3. kişiler dahil olmasın bu sefer.soluklarımız aynı olsun.ayrı olsa da, beraber atsın kalplerimiz yine..ritmleri aynı olsun evet..hala orada olduğunu hissedebilirsin belki böylece.
çünkü bedenimde kendini olduğun gibi görebileceğin tek yer kalbim..senden sonra bende bıraktığın gibi kalan tek şey, seni sevmeye başladığım ilk günden beri kimsenin senden yer bulup da tamamen dahil olamadığı tek şey..
kalbim.

Pazartesi, Ağustos 10

re-


zaman değiştirir mi insanı? zamanla biraz daha olgunlaşır insan ya da tam tersi daha da çocuklaşır.bir de hiç değişmeyenler vardır...
yaklaşık 9 aydır hiçbir şekilde konuşmuyorduk.hayatımızdan yığınla insan geçti.ikimizin de sevgilileri oldu.senin değiştiğini, eskisi gibi olmadığını çok duydum.daha duygusuz, umursamaz, saygısız vb... üzüldüm ister istemez bunları duyunca.benim 4 yıldır tanıdığım-en iyi tanıdığım-insan nasıl değişebilirdi bu kadar kısa bir sürede.
zaman geçti, hayatlarımıza devam ettik.arada rüyalarıma giriyordun hala yüzsüzce.kurtulamıyordum sen ve anılarından.geçen gün ne olduysa oldu ve seni yeniden hayatıma sokma kararı verdim.sana olan nefretim buharlaşıp gökyüzüne yükselmişti çünkü.sana karşı nötrdüm.
sıfırdan başlamak istedim sana, yeniden.
soğuk başlayan konuşmamız zamanla ısınıp eski zamanlarda olduğu gibi devam etti.8,5 saat aralıksız konuştuk, tıpkı eski zamanlardaki gibi...
değişmediğin, hala eskisi gibi olduğun için çok mutluyum ben.
ve söylemeden geçemeyeceğim,
yeniden, iyi ki hayatımdasın,
tekrar hoşgeldin.

Pazar, Temmuz 26

Love is real.




Love is real it is not just in novels or the movies
It is fact and it is standing here right in front of you
So if you just open your eyes, oh what a sweet discovery
There is hope, and there is joy and there is acceptance

So now let all the light that collects on your plants keep you warm, make you smile
And I will be there with this pen in my hand to record all the while
You'll be laughing so loud that the house will shake with sound
And everything will be as new as the day it was found

Oh, love is real it is not just in long-distance commercials
Or something that you thought you felt back in high school
So I will turn black and white become that horoscope you're reading
It predicts that something good is on its way

And I'll send you all the world green and blue in a box through the mail
You can open it up, hold it right in your hand and be glad that it's there
And be glad that you're there

Now you can feel all the knots in your stomach they start to untie
And suddenly it's not so hard to say you're alright

Oh, love is real it is not just in poetry and stories
It is truth and it will follow you everywhere you go from now on
So if you just cast all off your doubts then your lips would answer for you
Oh, my darling when you smile it is like a song
I can hear it now
And I can hear it now...

Pazartesi, Temmuz 20

i luv ma summaboi ♥


♥

y.a.z.


her ne kadar kışa aşık olsam da, yazın yeri bambaşka.


-denizi
-güneşi
-altınkent'i
-bikinilerimi
-tatili
-partileri
-güneşlenmeyi
-tekneyle açılmayı
-kil dağı'nı
-akşam için saatlerce hazırlanmayı
-öğle uykularını
-deve güreşini
-langırtı
-yaz aşkımı
-kaçamakları
-c. ile sabahlara kadar mesajlaşmayı


çok çok çok seviyorum. ♥

Cuma, Temmuz 17

istiyor-um.

bilmiyorum hala sende ne buluyorum, neden bu kadar arzuluyorum seni.sende beni çeken birşeyler var.yarım kaldı belki de birşeyler, yaşayamadık bir türlü; belki de bu yüzden bu istek.
-seni istiyorum.
ve ben her istediğimi aldığım gibi seni de alacağım.

Cumartesi, Temmuz 11

wish.


Have a nice life baby
It's not like before
So I'm out the door
Have a nice life baby
We had a good time
But it's over goodbye.
Have a nice life baby.*

Cuma, Temmuz 10


4 yıldan beri, uzun aralıklarla nükseden bir bağımlılığım var;
-sen.
ne mutlu bana ki, eskisinden çok daha uzun artık bu aralar...

Perşembe, Temmuz 9

unplanned.


wish i could stop the rain
which we got wet in spring
wish i could take back my suggestion
''unplanned bus stop conversation''

i should have stopped talking to you
i should have obstructed myself
wish i didn't start this game
cause i knew there was no gain

we both knew we're gonna lose
why did we resist?
why did we start this?

what if we both wanted to play
it should have finished
before it began

gotta forget those days we spent together
i know we two can get over this however
we dreamed on until our dream came true
but the dream was longer than what we've been through


Ece.
17.o6.2oo9

Pazartesi, Temmuz 6

34 ECE 34.


küllerinizden yeniden doğmaya hazırlanmayın anılar, bu sefer izin vermeyeceğim beni yeniden ele geçirmenize...

uzun zamandır düşünmemiştim seni.uzun zamandır canımı acıtmıyordun.bu akşam bir burukluk oluştu içimde seninle ilgili.bu burukluk bu gece yaşanacak ve bu gece sonlanacak..eminim..

bundan yaklaşık 9 ay önceydi.4. ayımızı doldurmuştuk..annemin iş yerine gitmiş, odasında onu bekliyorduk.aldığımız dergileri karıştırırken, birinden çıkan postere baktık.araba posteriydi bu.plakası 34 ECE 34'tü.tesadüfleri sevdiğimi birkez daha farkettim.bana baktın ve gülümsedin.yine aynı şeyi düşündüğümüzü anladım o an..annemle biraz muhabbetten sonra bize geldik.yemek yedik, sonra ısrarlarıma ve eziyetlerime rağmen beraber futsal izledik yine.beraber olduğumuz her an mükemmelden de öteydi..beklentimiz yoktu fazla, yan yana olmak bile yetiyordu, birbirimizi ölesiye seviyorduk ve yalnızca birbirimize aittik...

bize her gelişinde 10 dk kalıcam deyip 1 saatten önce gitmeyişlerin, nfs kapışmalarımız, maç izleyişlerimiz, babamdan saklanmaların, uyuma numaralarımız, annemle beni çekiştirmeleriniz, her durakta oturup minibüs beklemeye karar verip hiçbir minibüse binmeyişlerimiz, maçlarını her zaman en ön sırada izlemelerim, ronaldo'ya olan bağlılığımız, benim her gün 7'yle ilgili birşey bulup kafaları yememle dalga geçmelerin, annem odaya geldiğinde yaptığımız ders çalışma numaraları, carrefour önü kavgalarımız, dayınla beraber pizza yemelerimiz, beraber bir türlü uyanıp çıkamadığımız koşularımız, saçma sapan ama bir o kadar da komik karı-koca muhabbetlerimiz..kısaca beraber geçirdiğimiz 3 sene...bu zamanın yalnızca 6 ayında sevgili olmayı başardık ama buna rağmen 3 senelik sevgiliydik zaten biz her ne kadar inkar etsek de..beni senden iyi tanıyan, seni de benden daha iyi tanıyan biri daha yok dünya üstünde..

bugün kardeşinle konuştum.gerçi bunu her zaman yapıyoruz ama bugün bir garipti.9 ay önce aldığımız ve benim adım yazılı birşeyi hala odanda tuttuğunu, hatta ve hatta duvarında asılı olduğunu duymak şaşırttı beni.hem sevindirdi hem de üzülmeme neden oldu..bir an kaldım ve düşündüm.aklımdan bu anılarımız geçti uzunca bir süre..gözlerim doldu senin için uzun zamandan beri ilk kez.ağlayamadım ama..seni özlemiştim...hem de tahmin edemeyeceğin kadar çok..ama farkettim, ben 'eski' seni özlemiştim..

gözyaşım en son mayısın 15'inde aktı senin için..senin için son yaştı o süzülen yanaklarımdan.sonra da zamana bıraktım herşeyi.zamanla küle döndü ateşim...

Cumartesi, Temmuz 4

iki ?


pencerenin kenarında dışarıyı izlerken buldum kendimi bu gece.düşüncelerim beynimin dışına taşmıştı, çünkü duygularım kalbimi de aşarak beynimde yer bulmaya çalışıyordu kendilerine.galiba üzülüyordum bir kez daha..kimse için üzülmeyeceğim demiştim oysa ki, ama bu sefer farklıydı.kendim için üzülüyordum bu gece..

neden yaptığımı düşünüyordum.neden istemiştim benden nefret etmesini?başka türlü bitemez miydi sanki?yerden göğe kadar haklıydı evet.zaten inandıramazdım kendimi ona artık..çok geçti..o yazıyı yazarken tek isteğim benden nefret etmesiydi.bu sayede beni hayatından daha kolay çıkaracaktı.evet, tam olarak olması gereken buydu.onun dediklerinin gerçekleşmesini istemiyordum.'bitince alacağımız ruh halleri, üzüntülerimiz'..bunlar olmayacaktı.sadece nefret olacaktı.üzüntü olmayacaktı.olmaması gerekiyordu..

keşke ikinci bir şansım olsaydı, ona inandırabilmem için kendimi.keşke dinleseydi beni ikinci kez..'herkes ikinci bir şansı haketmez miydi?'.

sana göre hak etmiyormuş demek..

07.Jehan Barbur-Öylesine.


''Öylesine'' alınmış bir albüm değil benim için Jehan Barbur'un albümü.İlk kez bir albümde kendimden bu kadar fazla şey buldum, ilk kez bu kadar dokundu bir albüm bana..7 sayısına olan takıntımı çoğu kişi bilir.Albümü aldığım an 7. şarkıya baktım.'Öylesine'ydi adı şarkının.Dinlemeye başladım..Sözleri okuyup işittikçe, gözyaşlarım tüm çabalarıma rağmen süzülmeye başladı yanaklarımdan..Gittikçe hızlandı akışları.7. şarkıydı bu evet.Hayatımı anlamlandıran 7 rakamının şarkısı..



Yüzümü gönlüne koysam
Yemin tutsa kalbim beni sever miydin
Içimi avcuna döksem
Beni azicik çözer miydin
Yok olmuyor istemekle bitmiyor
Hiç bir yol yarilanmiyor uzadikça uzuyor
Kal demiyor söz vermis susuyor
Kelimeler düsmüyor içinde saliniyor

Yüzümü gönlüne koysam
Yemin tutsa kalbim beni bilir miydin
Yok olmuyor istemekle bitmiyor
Hiç bir yol yarilanmiyor uzadikça uzuyor
Kal demiyor söz vermis susuyor
Kelimeler düsmüyor içinde saliniyor

Düsümü aklina katsam
Yemin tutsa kalbim beni sever miydin

Cumartesi, Haziran 13

11 - 12.


ne hayal, ne ümitlerle başlanmıştı 11.sınıfa.hiçbir şey daha güzel olamazdı, hiçbir şey..3 yıllık özlem biteli tam 3 ay olmuştu..

daha önümde 1 sene olmasına rağmen geçirdiğim şu 3 senelik lise hayatım boyunca bende en çok iz bırakan, en derin yaralar açan, bana en büyük mutlulukları yaşatan yıldı bu.insanoğlunun yaşayabileceği neredeyse her tür duyguyu bu yıl yaşadım ben.hayatım boyunca emsalini görmediğim bir mutlulukla başladım bu yıla.sevinç, ayrılık, üzüntü, acı, ümit, çaresizlik, inançsızlık, sadakatsizlik, özlem geldi sırasıyla...bu dönemlerde yanımda hep kardeşlerim vardı.dilara, ılgın, erge, ecem, buse, mete, etkin, bekir.hayatıma kattıklarını kelimeler karşılayamaz.

hayatımın en olaylı yılını geçirirken yanımda olan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

hepinizi çok seviyorum.♥

Çarşamba, Haziran 10

güven.


zamanla mı yer eder bu kavram insanın kalbinde? belki en başından beri vardır da kalbin çok gerilerinde kalmıştır.belki birileri zorla ittirmiştir onu o kadar derine, ulaşılamasın bir daha diye..birinin yok ettiğini bir başkası nasıl yoktan tekrar var edebilir? 'güvenmek' eylemini bir kişide gerçekleştirip de onun yalnızca acı getirdiğini görmek, insanın ona olan tüm antipatisinin tavan yapmasına neden oluyor..


derken, iç ses devreye giriyor..

ama madem biri, lanet olasıca biri, senin sonsuz güvenini sarstı, bunda bu eylemin ne suçu var? başkalarına neden bu eylemi yakıştıramıyorsun? bir kere olsun dene..

en kötü ihtimaller: kalp kırıklığı, yeniden sarsılmış bir güven, inançsızlık ve de bunlardan kaynaklanan sadakatsizlik başlangıcı tabi..

iyi de sen zaten bunları yaşamadın mı?

peki, şimdi beraber olduğun, görmediğin her an özlemle andığın kişi değil mi bu ihtimallerden uzaklaştıran seni?

ne bekliyorsun o zaman?

en kötü koşullara hazırlarken bahçeni, önceden hiç yapmamışcasına araya birkaç güven tohumu ekmenin hiçbir zararı yok bence..

bekle-mek.


yorucu bir günün ardından cazın kollarına bıraktım kendimi yine..hiç kaybetmemişcesine enerjimi dans etmek geliyor içimden.fonda melody gardot, benim için söylüyor sanki.hayata dair tüm düşünceler kısa süreliğine de olsa terkediyorlar zihnimi, müzik kalıyor yalnızca, eşlik ediyor bana kavalyem misali.hakiki olanı pazartesi günü gelene kadar müziğin kollarında, onu bekliyor olacağım..

Pazartesi, Haziran 8

gerçek olana kadar hayal et.♥


haftaya bugün, bu saatlerde beraber olacağız sevgilim.uzanıp terasta ebdâ yıldızları seçeceğiz..merdivenimi tutacaksın, ben de tırmanacağım sonsuz semaya.sonra sen de geleceksin yanıma.seçtiğimiz yıldızları toplayacağız Urania'dan habersiz.bırakacağız topladıklarımızı merdivenden aşağı.yıldızlar barkana gelemeden daha biz aşağıya ulaşmış; avuçlarımızda tutuyor olacağız hepsini.kayıp gitmeden ellerimizden, dolduracağız hepsini en sevdiğin çantama.ertesi gün uyandığımızda/kollarında uyandığımda, dağıtacağız hepsini acılarını her gece yıldızlara anlatanlara, umudu önüne ilk çıkanda arayanlara..

Pazar, Haziran 7

bilmek acıtır mı?


yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlarken gerçekler her şeyin aynı olmasını beklemek kendini kandırmaktan başka birşey değildir.ama herkesin özünde var bu, bizi mutlu edecek şeylerin doğruluğuna inandırıyoruz bir şekilde kendimizi.düşünmeden körü körüne bağlanıyoruz.gün gibi ortadayken gerçekler bu inatçılık ne diye?neden inkar ediyoruz?neden kabullenemiyoruz? üç maymunu oynamak çok çekici geliyor belki de...

bilmesek doğruları, öğrenmesek ne değişir? şu sorgulayıcı halime lanet ediyorum çoğu zaman.neredeyse her öğrendiğim doğruda canımın daha çok yandığını, hayatıma daha fazla 'keşke' sözcüğünün girdiğini farkediyorum çünkü.üzülme faslının bittiğini zannederken, onun daha başlangıç evresi olduğunu nerden bilebilirdim ki?

düşündüm de...
evet,
bilmek acıtır.

Cumartesi, Haziran 6

Perşembe, Haziran 4

bulutlara bu kadar yakın olmaya alışık değilim.yaklaşık 6-7 aydan beri bu kadar yükselememiştim.bu kadar yüksekte olmam her an düşebileceğim korkusunu ister istemez içimde barındırmama neden oluyor.ne kadar çok sevsem de yine 'incinmek' eylemini gerçekleştirebilme olasılığı gölge misali peşimden gelmeye devam ediyor.ne zaman bu kadar sevsem üzülen taraf hep ben olduğumdan yolun sonundaki uçurumu gördüğüm halde gözlerim kapalı koşa koşa ilerlemeye devam ediyorum.çok isterim bu sefer yanılmayı.ya da bu kadar çok sevmesem mi?..yolun sonunu bilmeden ilerlemeye devam edeceğimi biliyorum.sona gelene kadar everest'in zirvesinden yuvarlanarak her gün bana gelen karla karışık ama bir o kadar da saf aşkı içimde barındırmaya devam edeceğim..

Salı, Haziran 2

I'm Yours.

fazla yükseklerde dolaşıyorum sanırım bu defa.fazla mutlu, fazla huzurluyum.özgürüm bir o kadar da..görmediğim her saniye duyduğum özlemi tarif edemiyorum.fazla seviyorum, her zamankinden fazla.Jason MrAZ'ın duygularıma tercüman olmak isteyen satırlarında da dile getirdiği gibi;
I won't hesitate no more, no more
It cannot wait I'm sure
There's no need to complicate
Our time is short
This is our fate, I'm yours* ♥


Cumartesi, Mayıs 30


hala eski aşkının etkisinden kurtulamamış bir kızken ben, çıktın karşıma ansızın.kelimeler dökülürken dudaklarımızın arasından bir yakınlık oluşmayabaşladı aramızda.bunu inkar etmeye çalıştım hep, çünkü ben hala eski aşkımın bana dönme umudunu taşıyordum yüreğimde.ondan başkasına yerveremezdim asla kalbimde.çünkü kalbim sadece ona aitti.

tanıştığımız günün akşamı mesajınla karşılaştım hiç beklemezken..amacını bilmiyordum ama bu şekilde konuşmamız hoşuma gitmişti.mesajlarımızarasında beklenen birkaç gün, olaya heyecanla karışık farklı duygular katmaya başlamıştı.anlamıyordum bana ne olduğunu.zaman geçiyordu..benimsana olan hislerim belirsiz çizgilerin arasında saklanırken gün yüzüne çıkmaya başladı yavaşca.mutlu ben'in nasıl olduğunu seninle vakit geçirirkenhatırladım uzun zamandan sonra.ayaklarım kesiliyordu yerden adeta.herşey çok yavaş gelişti ama ben ilk kez 'yavaş' sıfatını bu kadar sevdim.sabırlı olduğum için bir kez daha şükrettim.

geçen bunca zamandan sonra şimdi benimsin.yalnızca benim...yaşadığım o kadar şeyden sonra bir daha kimseyi sevemeyeceğimi düşünürken, şimdiseni nasıl bu kadar çok sevebildiğimi anlayamıyorum.görüşmemize engel olan her ne varsa, daha da bağlıyor bizi birbirimize.daha çok senin yapıyorbeni.daha da sahipleniyorum seni..
sahnede gördüğümde bir kez daha aşık oldum sana, evet bu doğru.dünyanın en güzel duygusunu seninle yaşıyorum şu an.bana o kadar güvende hissettiriyor ve huzur veriyorsun ki, seninle olacağım günleri iple çekiyorum.nefesime eşlik etmeye başlıyor ismin yavaş yavaş.ne mutlu bana ki her gün seni soluyorum artık..

ellerimi ısıtırken ellerin, kansız olduğum için küçük çocuklar gibi seviniyorum bir kez daha, yüzüm gülüyor elimde olmadan.benimle olduğum günleri hafızama kazıyorum geleceğe yatırım amaçlı.yazıyorum her günümüzü.elimi tutuşun, bana bakışın, beni öpüşün..zihnime kazınan anılarımızdan yalnızca birkaçı..

tesadüfler üzerine kurulu ilişkimiz..ya da yalnızca kader.sen ne kadar inanmasan da ben inanıyorum kadere...
iyi ki o gün ezel beni çağırmış, iyi ki mertcan kedilerinden bahsetmiş ve iyi ki şeytan var. :)

seni çok seviyorum sevgilim.
♥

Çarşamba, Mayıs 20

Yeni Bir Başlangıç: 19.o5.o9




felsefe, izcilik, kötü espri kavramlarıyla dolu birgün.gidilen sinemadan duyulan haz.mutluluk kavramı tanımları..harika gün batımını izleyiş, doğaya tekrar aşık oluş.ve sevgi...günbatımında başlayan bir hikaye..


belki de ilk kez bu kadar umut dolu ve mutlu bir ruh halinde yazıyorum.sonsuza kadar mühürlemeyi planladığım kalbim kanatlanıp yanına geldi.öykülerimi bitirdim sanıyordum.oysa yalnızca durgunmuşum bir müddet.şimdi seninleyim.senin öykünü yazacağım.yanında duyduğum huzur tarif edilemez.ayrıca senin mutluluk tarifin geçersiz benim için.çünkü eğer bu gece öleceğimi bilsem bir daha yanında olamayacağım için daha çok canım yanardı.seninle gerçekten mutluyum diğerleri gibi değil bu sefer.eminim duygularımdan.ayrılık isteği oluşmadı bu kez içimde.sanırım 6 aydır yapamadığımı başarıyorum yavaş yavaş.'yeni'ye aşık olma eylemi gerçekleştiriliyor bu kez belki de.yeni öykümün kahramanı sensin bundan sonra.yeni karakterler ekleme çabalarına girmeyeceğim, bu öyküde yalnızca iki karakter olacak; sen.ve.ben.biz olacağız sadece.söz veriyorum sevgilim.

Cumartesi, Mayıs 16


en sevdiğin kıyafetimi giymek istedim bugün.denedim ama hiç yakışmadı bana.çıkarıp parçalamak, yakmak istedim onu.bana onun yakıştığını söyleyecek sesin sahibi gittiğinden birkaç damla yaş süzüldü yine yanaklarımdan.derin bir iç çekişle yaşlar gözlerimi şişirecek kadar çoğaldı.evet yine yaptım.binlerce kez söz versem de kendime yine senin için ağladım bugün.olmuyor lanet olsun ki.yapamıyorum.alışamıyorum yokluğuna.dolmuyor boşluğun.belki hayatıma girenlerin boşluğunu doldurma lüksüne sahip olmalarını istemediğimden..ama yine de, yine de bitsin istiyorum artık bu acı.alışmak istiyorum...bekliyorum hala, içimde kendinden emin olmayan bir umutla birlikte..

Cuma, Mayıs 8

Halo


halelerindekini yeniden okuyabilmeyi çok özledim.gözlerine bakarak sonsuz yolculuklarda kaybolmayı özledim.yalnızca benim olduğun zamanları özledim.bugün üstüste göz göze gelişlerimizde uzun zamandır göremediğim birşeyi farkettim.halelerin kaybolmuş..

lübbetülaynında kendimden başka şeyleri görebilmeyi özledim.
sanırım ben.

-seni çok özledim.

Salı, Mayıs 5

beyaz yalanlar.


'seni özlemek' eylemi soluklaşmaya başladı bir 'yeni' girdiğinden beri hayatıma.kalp temizliği evresi tamamlanmakta belki de.kasımdan bu yana...6 aydan beri içimdeki ateş kor olamadı bir türlü.unutamadım onu.hala sevmeme rağmen eksikliğini hissetmemeye başladım artık.dawson's creek'te de joey'in dediği gibi ''seviyorum ama ihtiyaç duymuyorum.garip.ama bir o kadar da acınası.''. belki artık sevmiyorumdur bile.yalnızca unutulmuş bir tohumdur içimde kalan yaşanmışların hatrına gün aşırı yeşeren.evet, birşeyler eskimeye, unutulmaya başladı sanırım.elini tutmanın, seni öpmenin, gözlerinin içine bakarak hislerini anlamanın nasıl birşey olduğunu hatırlayamıyorum artık.belki de tamamen bitecek çok yakında.belki tam 7.ayın7. saatinde, 7. dakikasının 7.saniyesinde..hayatıma girene de haksızlık yapmak istemiyorum.ona gerçekten değer veriyorum ve kalbimde gerçek, kalıcı bir yeri olması için çok fazla çabaharcıyorum.'eski'yi unutmayı dilemiyorum artık.hayatımdaki 'yeni'nin yine kendimi kandırmam için yaratılmış beyaz bir yalan olmamasını diliyorum.

Pazar, Nisan 26


bencil olmak lazım ayakta kalmak için şu acımasız dünyada...

Salı, Nisan 21

Pazar, Nisan 12

Kate Voegele-No Good.


I'm moving in reverse
Under your mighty curse
I hate myself for loving you
I turn my head away
But my heart will remain
Till the day I learn you're no good for me.*
Bu şarkıyı her dinleyişimde sana karşı hislerim nötrleşme çabalarına giriyor.derken bir bakıyorum nefrete doğru dolu dizgin yol almaya başlamış.şarkı bitiminde ise malesef büyü bozuluyor, aşk ise mıknatısmışcasına beni yeniden kendine çekiyor.yeniliyorum her zamanki gibi, karşı koysam da fayda etmiyor..ama her ne olursa olsun kısa süreli de olsa senden nefret etmenin mutluluğu uzun süre damarlarımda akan kanıma eşlik ediyor.

Cuma, Nisan 10

10 sayısına olan nefretim her geçen gün artmakta..bu kadar gereksiz bir sayı olamaz.buruşturup atmak, milyonlarca tonluk vinçlerle ezmek, yakmak, yeryüzünden silmek lazım..10 yani.gereksizlik abidesi!

Pazar, Nisan 5

isterdim ki..


yatarken en son, uyanınca da ilk andığın isim olmayı isterdim,eskiden olduğu gibi.ertesi gün yine yanında nefes alacağımı bile bile her bir kalp atışını dinlemeye, her bir nefes alışına şahit olmaya duyduğum özlemle seni düşlemek isterdim.şükretmek isterdim sadece benim olduğun için..sonsuz tane Yeva'mız olsun isterdim.mutluluğumun yine gözlerime yansımasını isterdim..yıldızlar tutmak isterdim yine bizim için..benimkinin aynısı olan kalbinin ritmleriyle uyuyakalmak isterdim yine..


oysa şimdi..


bir yıldız kaysa da tutsam onu sıkıca diyorum.döndüğünde sana, sensiz kaç gece geçirdiğimi topladığım yıldızlarla göstermek için....şükredemiyorum iyi ki benimsin diye..gözlerimden birgün yaş eksilmedi gittiğinden beri, mutluluğumdan eser kalmadı..tek bir kalp atışını duymaya duyduğum özlemi tahmin edemezsin...

isterdim ki, beni hala hissedebildiğini göster bana, bir anlığına bile olsa..

Cuma, Nisan 3

Happy B'day Mom! ♥


doğduğum günden beri, iyi kötü her anımda yanımda olan, beni hiç yalnız bırakmayan, ilk arkadaşımın, biricik annemin doğumgünü bugün.tüm sırlarımı bilen tek insan o..ona herşeyimi çekinmeden anlatabildiğim için ne kadar şanslıyım.çoğu zaman karşı geldim, bağırdım sana ama beni her zaman affettin.annelik görevini en iyi şekilde yaptığını bliosun..seninle vakit geçirmek hayatımın en vazgeçilmez zevklerinden biri :) umarım ilerde şimdikinden de eğlenceli zamanlarımız olur.herşey gönlünce olsun annecim.seni her şeyden çok seviyorum.


♥

Cumartesi, Mart 28

nerede bıraktım senı?


ya da nerede kaybettim?yasakladığın şeyleri yapmadım, alkol yerine sensizliği içtim her gece.kötü birşey yapacakken aklıma geldin, istediğin gibi oldu, yapmadım, yapamadım.yanımda olmasan bile engelledin beni.senden sonra her ne kadar bunalımda olsam da her yeni güne yeni bir umut yeşertmeyi öğrettim kendime.seni benden alan yağmurdu, tenine benden sonra değen her bir yağmur damlası getirecek yine seni bana..sayende yağmurlu günlerin müptelası oldum..ben senin olmak için elimden gelen herşeyi yaptım.yıllarca bekledim.tam da umudumun tükendiği zamanda geldin sen.eğer yine öyle olacaksa tüm umudum tükensin şu anda.
tüm umudum ve inancım bir yana, sen inanıyor musun kendine, tüm bu yaşadıklarımıza?neye dönüştün böyle?ne oldu sana?nerede benim çocuk ruhlu lübbetülaynım?içindeki çocuğu nereye sakladın?hayır, hayır, bu kadar değişmiş olamazsın.bu kadar kısa sürede bu gerçekleşmiş olamaz.yerinde duramazdın.kalbinin aynasıydı gözlerin bir zamanlar..şimdi ayna bile göstermeye yetmiyor gerçekleri.her sahaya çıkışın, topu ayağına her alışın, her gol atışın benim içindi..sen oynarken eserimi görüyordum adeta.seni 2. kez ben bağımlı yapmıştım futbola.öyle diyordun ya, hatırlasana..saçlarını yapmana sinir olurdum, gerçi hala öyle ya neyse..kıskanırdım seni ne yapayım.ama doğal halin en iyisiydi her zaman, seni olduğun gibi gösteriyordu ne de olsa..
ne yaptılar sana da bu hale geldin?çocuk ruhlu halin yerini olgunluğa, iyi kalbin yerini taş bir kalbe, mutluluk saçan gözlerin yerini hayattan bıkmış boş bakışlara bırakmış..bu sen değilsin.olamazsın.aşkımız saf kalsaydı keşke ilk günkü gibi, karışmasaydı kimseler bize.daha mı mutlu olurduk ne dersin?belki şu an olduğu gibi başka sevgilerde teselli aramazdık.artık her şey için çok geç dediğini duyuyorum..ama hiç birşey için geç değil.unutma ki herkes ikinci bir şansı hakeder..

fısıltılar...

neden vurmaz bazıları içindekini dışına?çok mu yara almıştır da böyle davranmaktadır?hayat şartları mı böyle gerektirmektedir? yoksa içindekini dışarı vurmaya yüzü mü yoktur?
nedeni bilinmez..
gözüne bakınca o anki hislerini bilebildiğimiz sayılı insan vardır hayatımızda.ne olursa olsun anlarız içinden ne geçtiğini, çünkü biliriz her hücresini.paylaşmışızdır zamanında çoğu şeyi. yaşamışızdır ilklerimizi.ama bitmiştir belki herşey bir süre evvel.
peki eğer herşey bittiyse nasıl hissedebiliriz hala onu, nasıl anlayabiliriz ne düşündüğünü?aramızdaki bağ kopmuştu hani?bitmişti herşey..
bitmezmiş.bitemezmiş..
ben demiyorum..onlar diyor.
bitmedi diyorlar..
öyle söylüyorlar..

Salı, Mart 10

umut(suz)


bunca aydır özlenenin, beklenenin geri dönme ihtimali su yüzüne çıktı bir kez daha..umutlarımı o kadar derine gömmüştüm oysa ki.şimdiyse yeraltından çıkıp gökyüzüne ulaşma peşindeler.bir yanım izin vermek istemese de onlara, diğer yanım her ne olursa olsun onlarla birlikte gökyüzüne yükselmek istiyor.yok yok, daha çok erken..onlara henüz izin veremem.dilara'nın dediği gibi 'işimi kış tutucam, yaz çıkarsa bahtıma' ...

Pazar, Mart 8

warm whispers*

...
havayla, dinlediğim şarkıların uyumu farklı bir haz vermekte bana..missy higgins*in o ruhumu okşayan sesi var fonda.onu bende unutulmaz ve de vazgeçilmez kılan şarkılarının bu denli sade olması sanırım.şarkılarındaki klasik piyano vuruşları ve yalın gitar tınılarıyla beni farklı boyutlara taşıyor.gidip de sonsuza kadar dönmek istemeyeceğim boyutlara...

slow beats.


geçen haftaya inat tüm karamsarlığıyla yağıyor yağmur bugün..her ne kadar karamsarlık hakimken havaya ben adapte olamıyorum nedense, barındıramıyorum o karamsarlığı bugün içimde..damlalar yumuşak vuruşlarla geldikleri penceremden beni çağırıyor sanki.adeta dışarı çıkıp onlara eşlik etmemi istiyor gibiler.dans edermişcesine penceremde süzülen bu damlaları sayma isteği oluşuyor içimde..

Çarşamba, Mart 4

Friend of Foe?

ne kadar güzeldi küçüklüğüm..o zamanki arkadaşlıklarım..ne kadar saf, ne kadar dürüsttüler.arkadaşım, dostum dediğim insan başkasının sözüne güvenerek benimle ilişkisini kesmek istediğini söylerse, bana tek kelime etme şansı tanımazsa benim yapabileceğim hiçbir şey yok..böylesi bir durumda benden şüphelenmemeyi, bir kerecik olsun güvenebilmeyi denemedi bile..''her işte bir hayır vardır.'' derler ya, gerçekten de öyle..bu sayede uzun süredir tanımadığım birine her ne kadar iyi anlaşıp güzel vakit geçirsek de körü körüne inanmamayı öğrendim..
nietzsche'nin dediği gibi ''beni öldürmeyen herşey güçlendirir.''onun arkadaşlığını kaybetmek daha da güçlendirdi beni, çünkü hayatın bir yönünü daha keşfettim ben bu sayede..daha dün en iyi arkadaşlarımdan biri olan kişi bugün nerdeyse düşmanım..ama yine de her şeye rağmen yalnız değilim.
her zaman yanımda olan, bana gerçekten güvenen tüm arkadaşlarım!..iyi ki varsınız..iyi ki yanımdasınız..♥

Pazar, Mart 1

bir pazar sabahı

güneşli bir pazara, annemin yanında uyanmanın zevki tartışılamaz.her ne kadar 2 saat sonra dersaneye gideceğimi bilsem bile bunun keyfimi kaçırmasına asla izin veremem.
pencereden bakıyorum.güneş ara sıra bulutların arasına saklanmaktan zevk alıyor gibi..ama yine de bir kararsızlık var bugün.anlayamadım nedenini.insanlar haftasonu tatilinin son günü olan pazarın hakkını vermeye çalışıyor sanki.hepsinde bir telaş, sanki bir daha hiç pazar olmayacak.tüm bunlar olurken mutfaktan gelen koku tüm duyularımın evin içerisine yönelmesine neden oluyor.iştahımın kabardığını hissediyorum.
derken, annem sesleniyor.
''kahvaltı hazıır..''
uzun bir süredir aile brunchlarına katılmadığım aklıma geliyor.bu evre 1-2 sn kadar sürüyor, daha sonra kelebek gibi kanatlanıp zihnimden çıktığını hissediyorum.zihnim berraklaşıyor aniden ve o an bu güzel kahvaltının hakkını vermeliyim diye düşünüp mutfağın yolunu tutuyorum..

Cumartesi, Şubat 28

Cumartesiler..


Kendimi bildim bileli en sevdiğim gün olmuştur cumartesi..gün bitip de analizini yaptığımda mutlaka her cumartesi beni mutlu eden bi olayın gerçekleşmiş olduğunu görürüm.bugün de öyleydi..belki geometri sorularının çoğunu yapabildiğimden (bunda cihan hocanın da katkısı oldukça yüksek ♥), belki yağmur yağdığından, belki ardından güneş açıp da bana her zaman ümit veren gökkuşağını görebildiğimden, belki de yakın bir arkadaşıma yardım ettiğimden..bana tüm bunları yapabilme şansı tanıyan cumartesiye teşekkür ederim.bugün dersten çıkıp terasta gökkuşağıyla ilgili hayaller kurmak istedim.o an ihtiyacım olan tek şeyin Missy Higgins'in ''warm whispers'' şarkısı olduğunu düşündüm.o benim yağmurlu zamanlarda dinlediğim şarkı olmasına rağmen o anda da dinlenmeyi hakediyordu bence.ama bugünün hakkını Vaughan Penn'in ''bring on the day'' de verebilirdi..her neyse, şarkılardan konuşmaya başladığımda susmak bilmediğimden bu konuyu kapatmam gayet mantıklı olucak galiba..
ne diyordum?.Cumartesi..
kendisi oluştuğu harflerin sayısına olan antipatimden etkilenmeden, benim de onu olduğu gibi kabul ettiğimi bildiğinden tüm özgüveniyle her hafta tam da ihtiyacım olduğu anda geliveriyor..bütün haftanın kötü anılarını geçici de olsa bugün zihnimin bulamayacağım köşelerine saklıyor.bugün elinden geldiğince bardağın dolu tarafını gösteriyor bana..
her haftanın üzüntülerini en derin enginlerde boğan, bana everest'in zirvesinden getirdiği karla karışık sevinci sunan bugüne, 'cumartesi'ye bir kez daha teşekkür ederim.