Çarşamba, Eylül 30

kompleks.


kelimelerle istediğim gibi oynamışken bunca zaman şu an içinde bulunduğum durumu anlatmaya yetecek kelimeleri seçemiyorum.herşey gün gittikçe daha da karmakarışıklaşmakta.bitmiyor sorunlar.yetmezmiş gibi her gün bir halka daha ekleniyor sorunlar zincirine..ygsdir, lysdir, dispnedir, ailedir, arkadaştır, sevgilidir kafayı yemenin eşiğindeyim.yakın bir zamanda depresyona da girerim.sonra gelsin aneroksiya..koca gece adamakıllı uyuyamayıp uyku ilacıyla uyumak nasılmış anladım.sürekli kilo veriyorum ve bunun bende yarattığı ''zayıflık'' duygusu ise tarif edilemez.okula giderken yanımda ''yeniden'' votka şişeleri taşımaktan korkuyorum..

bir süreliğine hayatımdan çıkarmam gereken şeyler var sanırım.herşeyi aynı anda yürütemiyorum evet yetenekli değilim bu konuda.geleceğime odaklanmak istiyorum, tek derdimin bu olmasını istiyorum ama diğer şeyleri de elimle itemem; sınavdan sonra gelin diyemem.düşündükçe de sinirleniyorum dispne krizine girecekmiş gibi hissediyorum.bilmiyorum.kötüyüm ben.kendimi toplamalıyım.belki de..yalnız kalmalıyım bir süre.kendimi düşünmeliyim yalnızca, kendi geleceğimi.

hay lanet.sevmesem ne kolay olurdu herşey..

Pazartesi, Eylül 28

yol/sen/uzak/özlem


aramıza mesafeler girmesine alışık değilim.bu kadar zorlanacağımı düşünmezdim sen gidince.sonsuza kadar gitmedin buradan tamam ama, yine de garip geliyor.
her istediğimde ortada buluşacağım biri yok artık.seni her an görme lüksüm yok.başka bir şehirde, başkaları tarafından daha çok görülmektesin.bense yalnızca haftasonları göreceğim seni, tutacağım elini..bilmiyorum nasıl alışacağım bu duruma.bu kadar özlemek bana göre değil.
ama deneyeceğim..

Çarşamba, Eylül 23

Amaç


amaçlarımız var.çabalıyoruz onlara ulaşmak için.emek veriyoruz, ödünlerle beraber..kimimiz çok uğraşıyor, kimimizse oluruna bırakıyor.bazılarımız bir faaliyet göstermiyor; istemekle yetiniyor..bazılarmız ise bu amaç uğruna resmen kendini 'parçalıyor'.kendimi, 'kendilerini parçalayanlar' grubuna koyup hedefler hakkında öyle konuşmak istiyorum.

başta küçük çaplı bir düşüncedir bu 'amaç' denilen.arkadaşlarla paylaşılır..bizi destekleyenler çıkar.o insanlar arasında amaca ortak olmak, o yolda beraber yürümek isteyenler olur.düşünceden somuta dönüşmeye başlar amaç zamanla.yola çıkılmıştır artık..

sırf bir adım daha yaklaşabilmek uğruna ne ödünler veririz kendimizden.herşey normal seyrindeymiş gibi gelir, ama bazı şeyleri gözardı eder; ihmal ederiz kimi zaman.amaca kanalize olmuşuzdur çünkü.önemli olan budur.birşeylerin gerçekten hayata geçtiğini görüp somut ürünler elde etmeye başladığımız vakit görürüz bulunduğumuz noktayı.belki daha başlangıçtayızdır; ama emeklerin karşılığını almanın verdiği haz tarif edilemezdir..bazen de bunların karşılığını yeterince almadığımızı düşünürüz, çünkü engeller çıkar yolumuza.her bir engel hayal kırıklığı yaratır bizde, şevkimiz kırılır.yola devam edemeyeceğimiz düşüncesi geçer belki aklımızdan..

grup işiyse bu, ister istemez bağ oluşur elemanlar arasında.birinin üzüntüsü aynı şekilde diğerlerinin de üzüntüsüdür..bu yüzde her daim birbirinin yanındadır gruptakiler.çıkan hiçbir engelin, grubu asıl 'amaç'tan uzaklaştırmasına izin vermezler.biraz hırsa binse bile iş, daha sıkı tutunarak birbirlerine, kaldıkları yerden yola devam ederler..

ne pahasına olursa olsun..

Pazartesi, Eylül 21

kabullen-


pencereden gökyüzüne bakıyorum.hafif rüzgar olsa bile yine de açık hava.bugüne tezat gidesim var.havanın güzelliği moralimi bozmadı ilk kez..normalde hava kapalıyken gökyüzünü izlemek mutlu eder beni.yağmurları sevme nedenim hiçbir zaman değişmediğinden olsa gerek tüm hücrelerim hüzünle karışık ümitle dolar.yağmur damlalarını tutmak isterim hep, içlerinde senden parçalar olduğuna inanıyorum çünkü hala.beni bırakıp gittiğine inanmak istemiyorum çünkü.hala, her anımda yanımda olup ellerimi tuttuğuna, bana yardım ettiğine; hissedemesem de bana sıkıca sarıldığına inanıyorum..

oysa biliyordum gideceğini..o kadar seviyordum ki seni, hissedebiliyordum düşündüklerini.ve gideceğini de anlamıştım tabii ki..bu öyle bir yüktü ki benim için, o yaşımda, o küçücük bedenimle nasıl kaldırabildiğimi aklım almıyordu.

hatırlamıyorum sen gitmeden önce en son ne zaman 'seni seviyorum' dedim.belki de aylarca çıkmadı ağzımdan..oysa şimdi bunu söylebilmek, bunca yıldan sonra seni bir kez olsun görebilmek için herşeyimi verirdim.sakalların uzadı mı? zayıfladın mı? mavi mi bakıyorsun hala? bunları bilemeyeceğim asla..çünkü bir daha hiç gelmeyeceksin.hiçbir zaman bana sarılmayacaksın.sana, beni bırakıp gittiğin için; kendime ise, gitmene izin verdiğim için kızdım hep.ama elimden gelen birşey yokmuş şimdi anlıyorum...
seni çok özledim dedecim.
ve biliyorsun ki;

-seni çok seviyorum.herşeyden çok..

Cumartesi, Eylül 12

?


yine duyuyorum..uzaktan gelen ama bir o kadar da yakınımdaki, fısıltıyla karışık su sesleri.kalkmak zor gelse de bir kuvvet doğruluyorum yatağımda.dışarıya bakıyorum..gece her zamankinden karanlık.sokak daha bir yalnız bu gece, daha bir korunmasız..kalkıyorum yataktan kontrol ediyorum muslukları, yok hiçbir yerden değil.derken şiddetlenmeye başlıyor sanki ses.beni çağırıyormuşcasına damlamaya devam ediyorlar.fısıltılar karışıyor damlalara.belki de yalnızca beynimde bu sesler.anlam veremiyorum.belki de anlamak istemiyorum..

yatağıma dönüyorum.bu kaçıncı gece bilmiyorum artık.her gece aynı ses, daha da şiddetlenerek rahatsız etmekte beni..dayanamıyorum.her damla sesinde duyuyorum O'nu.korkuyorum.

beynimin patlayacağını hissettiğim an pencereyi açıp kendimi sonsuza bırakmak istiyorum.kurtulmaya, özgür olmaya..hem kim bilir, yerde yatan cansız bedenimden arşa yükselirken ruhum kanatlarım çıkar aniden..ya da kim bilir sıcaklığını hissederken ruhumda giderim onun yanına, azaplar diyarına..

Pazartesi, Eylül 7

bir tutam hayal.


hava en sevdiğim halinde bugün.rüzgar istikrarlı bir şekilde esmekte, taşıdığı yağmur damlalarının ağırlığını hissettiriyor yüzüme çarptıkça..

fonda Jehan Barbur, havanın büyüsüne kapılmış şekilde pencereden gökyüzüne yükselirken telefonun mesaj sesi büyüyü bozmaya niyetleniyor; ancak mesajın maşuktan geldiği görülünce büyüye farklı maddeler de ekleniyor.mest oluyorum yine, gözlerimi kapatıp müziğin kokusuyla havanın ritmine kaptırıyorum kendimi.yağmur kokan şarkılara pencereden odama giren rüzgarın uğultusu karışıyor.zihnime kalbimdekilerin de eklendiğini hissediyorum.ve hayallere dalıyorum..

lacivert, ipek helikopterlerle al beni penceremden.dolaşalım sonsuz semada.bulutların üstüne yükselince sarmaşıktan merdivenlerle inip üzerlerine gezelim elele.yorulunca yatalım yatak misali ellerin ellerimde.uyandır beni yaramaz bir çocuk gibi gıdıklayarak.boğ beni uyku kokulu öpücüklere.. sonra yağmur başlasın aniden.hindistancevizi kabuğundan kupalarımızla kahvelerimizi içelim aşağıdaki yağmuru izlerken..

yağmur dinmeden yeryüzüne inelim camdan kaydıraklarla eyfel kulesinin tepesine.saatlerce muhabbet edelim.sonra yaşadığımız yere dönüp balkabağı arabamızla 'plansız' durak muhabbetimizi gerçekleştirelim yeniden.sonra herşeye bir kez daha yeniden başlarcasına yağmur altında yürüyelim yine.o 1 Mayıs günündeki gibi üşüdüğümde elimi cebine sokmayı teklif et.ve elimi tut..kalbimin atış sesini işitebiliyim, dispnemin tutmasına saniyeler kala..

mutluyum hayal kurarken, gülümsüyorum.mutluyum çünkü yanımdasın.mutluyum çünkü benimsin.

mutluluk ille de gösterilmesi gereken bir kavram değil biliyorum, ben de yanındayken gösteriyor muyum emin değilim ancak ben hissettiklerimi en iyi bu şekilde ifade edebiliyorum.

ve,
yanında gerçekten mutluyum.

Cumartesi, Eylül 5

Yedi.


Bugün yaşadıklarımla ilgili hissettiklerimi kelimelere indirgeyemiyorum.onun yerine tarihi baz alarak bir rakamla, hayatımın rakamıyla, bağdaştıracağım.

5 Eylül 2009. 5+9+2+9=25 2+5= 7

bence yeterince açık.

söz verir misin...


...tutamayacağını bilsen bile? 'söz veriyorum' diyebilir misin gözünü kırpmadan tüm içtenliğinle? yapabilirsin belki de inanırsan, güvenebilirsen kendine..

söz verirken ileride olacakları düşünür mü insan? düşünmez bence. o an'a odaklıdır herşey.merkez olmuştur içinde bulunulan an.geçmiş ya da gelecek umrunda olmaz insanın.söz neyi kapsarsa kapsasın, söz veriyorum demeye programlanmıştır o an birey.ne olursa olsun söz verecektir belki de, ileriyi düşünmeden..

zaman geçer, herşey değişir.bireyler de tabii ki..verilen sözün üstüne yaşanan herşey sözü daha az geçerli kılmaya başlar.zamanla silikleşir zihinde söz, ve bir gün, ansızın sonsuza karışır.geri gelmez bir daha, pişman olmak boşunadır.düşünceler kemirmeye başlar içini sen dibe vurana kadar.algıladığın her nesne yüzüne vurur hatanı acımasızca..işte o zaman gelir aklına, 'söz vermek' ne kadar da kolaydı oysa ki zamanında.

o yüzden, sana diyeceğim,
tutamayacağın sözler verme ne olursa olsun.hiçbir zaman...