Cuma, Kasım 4

Bu kış burnum ve ellerim sana emanet ey sevgili.
Onları sakın bırakma, öncekinden de çok üşürler yoksa.

Yatmadan önce son bi'şey.

Bu günler hafızamdan tamamen silinmiş veya onları hiç yaşamamışım gibi..Bu heyecanı bir yerden tanıyor gibiyim.Herşey aşina, ama öncekilere göre daha gerçek sanki.Sormadan edemiyorum: 
Bunca zamandır neredeydin be adam? 

Pazar, Ekim 30

Blame it on the mocha.

Bazı günler hiç bitmesin istesiniz ya,
ben mesela bugün hiç bitmesin istedim.
Mocha olsun frappe olsun; muhabbetle yarışamadı bile.
Benimse özlediğim o his içimde.
Etkisi uzun sürecek gibi, 
sürsün de.

Pazartesi, Ekim 24

Bugün..

..gördüğüm insanların hepsi gülümsüyordu.
Dalgalar rüzgarla dansediyordu.
Kitabımın sayfalarında adın geçiyordu,
'O' diyordu kelimeler, O.
Bugün,
renkler daha bi canlıydı.

Cumartesi, Ekim 22

Milyonda bir.

        Düşük olasılıkları daha çok sevdim, çünkü her seferinde hayata geçip mutlu ettiler beni.

Cuma, Ekim 14

Çember, Daire ve Nokta.

Anı dediklerinizin nefrete dönüşmesi bir anlık 
aşk dediğinizin "sevmek" olması uzun zaman alır,yıkması bir anlık
ve bazen şaşırırsınız ama unutmak bir anlıktır şanslı gününüzdeyseniz.
Ben o güne rastgelenlerdenim.
Canınızı yakan şarkıyı ve ismi işitmediyseniz henüz her şey yolundadır.Hiçbir şeyin sonu, harcanan seneler ya da sarfedilen emek kadar uzun sürmüyor, korkmayın.Yaşandıkça eskiyormuş zaten ister istemez, yeni anladım.Bir çeşit devirdaim, kendi içinde kendini eskiten.Devamlı döndüğünüz çemberden kopup onu önce devasa bir daire sanma ,sonrasında da aslında onun önemsiz bir nokta olduğunu anlama evresidir ;aşk. 
Söyleyene değil söyletene bakın derler hani her yazarı yazar yapan her düşünürü düşünür yapan biri vardır ya, ben de onu bulmuştum.Onu bulalı epey oluyor.Sevmeme, sevilmeme, tecrübe kazanmama, mutlu olmama, üzülmeme, olgunlaşmama, en önemlisi yazmama sebep oldu,
bir işe yaradı ne mutlu ki.
Ve artık herşey hür.
Ediyle büdü oluşumu onsuz olamam ,yaşayamam saçmalığını sarfettiğimin beş on katı daha mutlu yaşayabiliyorum.Bağımlılık,alışkanlık bilmem ne odur budur diyerek içinizde büyüttüğünüz her ne varsa atın hepsini okyanustan.Kaybetmek ilk defa bu derece iyi geldi derken kazananın ben olduğumu bilmek gülümsetti.Ne aşk diye birşey var ne de öyle çok büyük dertler var.Bir gün gelir, bir gün geçer; biri biter ve biri anında başlar taze heveslerle.
Katkısı olan herkese minnettarım.Şarkılar, cips, çikolata, alkollü alkolsüz içecekler, eşdost, aile, üniversite, arkadaşlar, kitaplar, konserler, sinema, maç, kebapçılar, balıkçılar, çikolata soslu vanilyalı frappucino, yeni olan diğer şey(!)ler ve tabi ki yağmur.yine yağdı, sildi süpürdü aldı götürdü benden herşeyi fırtınasız seliyle.Geriye benim sevimsiz kahkaham ve bu güzel, yıldızsız ekim gecesi kaldı avuçlarda.

Salı, Ağustos 9

Hangisi hangisini öğretir? Zaman-Hayat.

Mutluyum bu ara, ama o burukluk hep içimde.
Bugün olup yarın olmayacağın korkusu: Tenimin her santiminde taşıyorum bunu.
Umudumu tüketmemeye çalışıyorum.Şüpheyi zihnimden uzak tutmaya da tabii.
Ama çok zor.
Bir gün elimi sımsıkı tutmuşken ertesi gün benimle konuşmama ihtimalin olduğunu bilmek.
Dayanması güç.
Beklemişken buraya kadar, hala çabalarken..
İnancımı kaybetmemeliyim.
Tecrübeler zamanı işaret ediyor, zamansa hayatı öğretecek ve seni getirecekse,
Olgunluk denizinde senle boğulmak varken sonunda,
Bu döngüde bir kez daha başlangıç noktasına varmayı bekleyebilirim sanırım.