Cumartesi, Mart 28

nerede bıraktım senı?


ya da nerede kaybettim?yasakladığın şeyleri yapmadım, alkol yerine sensizliği içtim her gece.kötü birşey yapacakken aklıma geldin, istediğin gibi oldu, yapmadım, yapamadım.yanımda olmasan bile engelledin beni.senden sonra her ne kadar bunalımda olsam da her yeni güne yeni bir umut yeşertmeyi öğrettim kendime.seni benden alan yağmurdu, tenine benden sonra değen her bir yağmur damlası getirecek yine seni bana..sayende yağmurlu günlerin müptelası oldum..ben senin olmak için elimden gelen herşeyi yaptım.yıllarca bekledim.tam da umudumun tükendiği zamanda geldin sen.eğer yine öyle olacaksa tüm umudum tükensin şu anda.
tüm umudum ve inancım bir yana, sen inanıyor musun kendine, tüm bu yaşadıklarımıza?neye dönüştün böyle?ne oldu sana?nerede benim çocuk ruhlu lübbetülaynım?içindeki çocuğu nereye sakladın?hayır, hayır, bu kadar değişmiş olamazsın.bu kadar kısa sürede bu gerçekleşmiş olamaz.yerinde duramazdın.kalbinin aynasıydı gözlerin bir zamanlar..şimdi ayna bile göstermeye yetmiyor gerçekleri.her sahaya çıkışın, topu ayağına her alışın, her gol atışın benim içindi..sen oynarken eserimi görüyordum adeta.seni 2. kez ben bağımlı yapmıştım futbola.öyle diyordun ya, hatırlasana..saçlarını yapmana sinir olurdum, gerçi hala öyle ya neyse..kıskanırdım seni ne yapayım.ama doğal halin en iyisiydi her zaman, seni olduğun gibi gösteriyordu ne de olsa..
ne yaptılar sana da bu hale geldin?çocuk ruhlu halin yerini olgunluğa, iyi kalbin yerini taş bir kalbe, mutluluk saçan gözlerin yerini hayattan bıkmış boş bakışlara bırakmış..bu sen değilsin.olamazsın.aşkımız saf kalsaydı keşke ilk günkü gibi, karışmasaydı kimseler bize.daha mı mutlu olurduk ne dersin?belki şu an olduğu gibi başka sevgilerde teselli aramazdık.artık her şey için çok geç dediğini duyuyorum..ama hiç birşey için geç değil.unutma ki herkes ikinci bir şansı hakeder..

fısıltılar...

neden vurmaz bazıları içindekini dışına?çok mu yara almıştır da böyle davranmaktadır?hayat şartları mı böyle gerektirmektedir? yoksa içindekini dışarı vurmaya yüzü mü yoktur?
nedeni bilinmez..
gözüne bakınca o anki hislerini bilebildiğimiz sayılı insan vardır hayatımızda.ne olursa olsun anlarız içinden ne geçtiğini, çünkü biliriz her hücresini.paylaşmışızdır zamanında çoğu şeyi. yaşamışızdır ilklerimizi.ama bitmiştir belki herşey bir süre evvel.
peki eğer herşey bittiyse nasıl hissedebiliriz hala onu, nasıl anlayabiliriz ne düşündüğünü?aramızdaki bağ kopmuştu hani?bitmişti herşey..
bitmezmiş.bitemezmiş..
ben demiyorum..onlar diyor.
bitmedi diyorlar..
öyle söylüyorlar..

Salı, Mart 10

umut(suz)


bunca aydır özlenenin, beklenenin geri dönme ihtimali su yüzüne çıktı bir kez daha..umutlarımı o kadar derine gömmüştüm oysa ki.şimdiyse yeraltından çıkıp gökyüzüne ulaşma peşindeler.bir yanım izin vermek istemese de onlara, diğer yanım her ne olursa olsun onlarla birlikte gökyüzüne yükselmek istiyor.yok yok, daha çok erken..onlara henüz izin veremem.dilara'nın dediği gibi 'işimi kış tutucam, yaz çıkarsa bahtıma' ...

Pazar, Mart 8

warm whispers*

...
havayla, dinlediğim şarkıların uyumu farklı bir haz vermekte bana..missy higgins*in o ruhumu okşayan sesi var fonda.onu bende unutulmaz ve de vazgeçilmez kılan şarkılarının bu denli sade olması sanırım.şarkılarındaki klasik piyano vuruşları ve yalın gitar tınılarıyla beni farklı boyutlara taşıyor.gidip de sonsuza kadar dönmek istemeyeceğim boyutlara...

slow beats.


geçen haftaya inat tüm karamsarlığıyla yağıyor yağmur bugün..her ne kadar karamsarlık hakimken havaya ben adapte olamıyorum nedense, barındıramıyorum o karamsarlığı bugün içimde..damlalar yumuşak vuruşlarla geldikleri penceremden beni çağırıyor sanki.adeta dışarı çıkıp onlara eşlik etmemi istiyor gibiler.dans edermişcesine penceremde süzülen bu damlaları sayma isteği oluşuyor içimde..

Çarşamba, Mart 4

Friend of Foe?

ne kadar güzeldi küçüklüğüm..o zamanki arkadaşlıklarım..ne kadar saf, ne kadar dürüsttüler.arkadaşım, dostum dediğim insan başkasının sözüne güvenerek benimle ilişkisini kesmek istediğini söylerse, bana tek kelime etme şansı tanımazsa benim yapabileceğim hiçbir şey yok..böylesi bir durumda benden şüphelenmemeyi, bir kerecik olsun güvenebilmeyi denemedi bile..''her işte bir hayır vardır.'' derler ya, gerçekten de öyle..bu sayede uzun süredir tanımadığım birine her ne kadar iyi anlaşıp güzel vakit geçirsek de körü körüne inanmamayı öğrendim..
nietzsche'nin dediği gibi ''beni öldürmeyen herşey güçlendirir.''onun arkadaşlığını kaybetmek daha da güçlendirdi beni, çünkü hayatın bir yönünü daha keşfettim ben bu sayede..daha dün en iyi arkadaşlarımdan biri olan kişi bugün nerdeyse düşmanım..ama yine de her şeye rağmen yalnız değilim.
her zaman yanımda olan, bana gerçekten güvenen tüm arkadaşlarım!..iyi ki varsınız..iyi ki yanımdasınız..♥

Pazar, Mart 1

bir pazar sabahı

güneşli bir pazara, annemin yanında uyanmanın zevki tartışılamaz.her ne kadar 2 saat sonra dersaneye gideceğimi bilsem bile bunun keyfimi kaçırmasına asla izin veremem.
pencereden bakıyorum.güneş ara sıra bulutların arasına saklanmaktan zevk alıyor gibi..ama yine de bir kararsızlık var bugün.anlayamadım nedenini.insanlar haftasonu tatilinin son günü olan pazarın hakkını vermeye çalışıyor sanki.hepsinde bir telaş, sanki bir daha hiç pazar olmayacak.tüm bunlar olurken mutfaktan gelen koku tüm duyularımın evin içerisine yönelmesine neden oluyor.iştahımın kabardığını hissediyorum.
derken, annem sesleniyor.
''kahvaltı hazıır..''
uzun bir süredir aile brunchlarına katılmadığım aklıma geliyor.bu evre 1-2 sn kadar sürüyor, daha sonra kelebek gibi kanatlanıp zihnimden çıktığını hissediyorum.zihnim berraklaşıyor aniden ve o an bu güzel kahvaltının hakkını vermeliyim diye düşünüp mutfağın yolunu tutuyorum..