Kimse bilmez, kimse anlamaz.
Ama senle ben..
O kadar insan icinde bir senin gulumsemen bir seyler anlatti bana, bir senin bakisinla hayat buldu cumleler.biz isteriz ya seninle, kumlar dursun diye.yine durduramadik, yine basaramadik.bir mekana sen gelmeden nasil oluyor da hissedebiliyorum hala anlamiyorum.bir usume sariyor bedenimi, ellerim titriyor, sanki seni, senin sicakligini bekler gibi.bilmiyorum sen bitirdin beni belki coktan, ben de kendi adima oyle saniyordum.ama sesini her duyusumda, kokunu her alisimda basa donuyorum.sanki yine belime sarilacaksin aniden, kokumu icine cekeceksin, yine opeceksin gibi..bu gece o kadar istedim ki yaninda olmayi, herkesi hice saydim, yalniz senle ben vardik orada.seni hissettim.seni hissettim..
Perşembe, Ocak 26
Salı, Ocak 24
i hear you.
birkaç hafta önce söylediler senin radyo programı yaptığını, ki o zamanlar başlamışsın zaten.her hafta dinlemeye niyetlendim.ama hep bir engel çıktı, dinleyemedim.bugün, istatistik dersimin büyülü dünyasını keşfederken karar verdim dinlemeye.benim çok sevgili laptopum internete girmediği için dinleyemeyeceğimi düşündüm bir kez daha.lakin ki öyle olmadı.
my favourite game çalıyordu dinlemeye başladığımda.lemandan çıkarken bu şarkının adının ne olduğuna dair tartışmaya girmiştik, aklıma geldi duyar duymaz.
ve şarkı bitti.
ekimden beri ilk kez duydum sesini.sanki telefonun ucunda bana sesleniyordun.içeriğe baktığımızda hiç öyle bir şey yok biliyorum.neyse.
bu tanıdık sesi duymak gülümsetti beni.yaptığın şapşallıklara güldüm.saçmalamalarına güldüm.orkun'un sucuk deyişine güldüm, sonra aklıma geldi.sucuklu tost yapmanın sanat olduğunu ve senin bunu pek güzel yaptığını hatırladım.
biliyorum programda bana dair hiçbir şey olmadı, adım geçmedi.veya geçti, ben kabullenmedim.
beni biliyorsun ayrıntılarda boğulup gidiyorum.playlistinde kendimi bulmaya çalıştım.gren'de, adele'de, blackfield'da..sonra yaptığımın saçma olduğunun farkına vardım.sadece şarkı onlar.ne seni anlatıyorlar, ne beni.
ama yine de, güzeldi seni dinlemek.
senin beni güldürdüğün gibi ben de senin yüzünü güldürebilmek isterdim.ama artık öyle bir şansım yok malesef.ama burger king'de yemek yerken çektiğin fotoğraflarıma bakıp belki gülebilirsin, benim eski fotoğraflarımıza bakıp yaptığım gibi.
my favourite game çalıyordu dinlemeye başladığımda.lemandan çıkarken bu şarkının adının ne olduğuna dair tartışmaya girmiştik, aklıma geldi duyar duymaz.
ve şarkı bitti.
ekimden beri ilk kez duydum sesini.sanki telefonun ucunda bana sesleniyordun.içeriğe baktığımızda hiç öyle bir şey yok biliyorum.neyse.
bu tanıdık sesi duymak gülümsetti beni.yaptığın şapşallıklara güldüm.saçmalamalarına güldüm.orkun'un sucuk deyişine güldüm, sonra aklıma geldi.sucuklu tost yapmanın sanat olduğunu ve senin bunu pek güzel yaptığını hatırladım.
biliyorum programda bana dair hiçbir şey olmadı, adım geçmedi.veya geçti, ben kabullenmedim.
beni biliyorsun ayrıntılarda boğulup gidiyorum.playlistinde kendimi bulmaya çalıştım.gren'de, adele'de, blackfield'da..sonra yaptığımın saçma olduğunun farkına vardım.sadece şarkı onlar.ne seni anlatıyorlar, ne beni.
ama yine de, güzeldi seni dinlemek.
senin beni güldürdüğün gibi ben de senin yüzünü güldürebilmek isterdim.ama artık öyle bir şansım yok malesef.ama burger king'de yemek yerken çektiğin fotoğraflarıma bakıp belki gülebilirsin, benim eski fotoğraflarımıza bakıp yaptığım gibi.
bu güzel geceye bu kestiğim güzel fotoğrafla veda ediyorum.
Cuma, Aralık 30
We were born to die.
Feet don't fail me now
Take me to the finish line
All my heart, it breaks every step that I take
But I'm hoping that the gates,
They'll tell me that you're mine
Walking through the city streets
Is it by mistake or design?
I feel so alone on a Friday night
Can you make it feel like home, if I tell you you're mine
It's like I told you honey
Don't make me sad, don't make me cry
Sometimes love is not enough and the road gets tough
I don't know why
Keep making me laugh,
Let's go get high
The road is long, we carry on
Try to have fun in the meantime
Come and take a walk on the wild side
Let me kiss you hard in the pouring rain
You like your girls insane
Choose your last words
This is the last time
Cause you and I, we were born to die
Lost but now I am found
I can see but once I was blind
I was so confused as a little child
Tried to take what I could get
Scared that I couldn't find
All the answers, honey
Don't make me sad, don't make me cry
Sometimes love is not enough and the road gets tough
I don't know why
Keep making me laugh,
Let's go get high
The road is long, we carry on
Try to have fun in the meantime
Come and take a walk on the wild side
Let me kiss you hard in the pouring rain
You like your girls insane
Choose your last words,
This is the last time
Cause you and I
We were born to die
Pazar, Aralık 25
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


