Salı, Ocak 24

i hear you.

birkaç hafta önce söylediler senin radyo programı yaptığını, ki o zamanlar başlamışsın zaten.her hafta dinlemeye niyetlendim.ama hep bir engel çıktı, dinleyemedim.bugün, istatistik dersimin büyülü dünyasını keşfederken karar verdim dinlemeye.benim çok sevgili laptopum internete girmediği için dinleyemeyeceğimi düşündüm bir kez daha.lakin ki öyle olmadı.
my favourite game çalıyordu dinlemeye başladığımda.lemandan çıkarken bu şarkının adının ne olduğuna dair tartışmaya girmiştik, aklıma geldi duyar duymaz.
ve şarkı bitti.
ekimden beri ilk kez duydum sesini.sanki telefonun ucunda bana sesleniyordun.içeriğe baktığımızda hiç öyle bir şey yok biliyorum.neyse.
bu tanıdık sesi duymak gülümsetti beni.yaptığın şapşallıklara güldüm.saçmalamalarına güldüm.orkun'un sucuk deyişine güldüm, sonra aklıma geldi.sucuklu tost yapmanın sanat olduğunu ve senin bunu pek güzel yaptığını hatırladım.
biliyorum programda bana dair hiçbir şey olmadı, adım geçmedi.veya geçti, ben kabullenmedim.
beni biliyorsun ayrıntılarda boğulup gidiyorum.playlistinde kendimi bulmaya çalıştım.gren'de, adele'de, blackfield'da..sonra yaptığımın saçma olduğunun farkına vardım.sadece şarkı onlar.ne seni anlatıyorlar, ne beni.
ama yine de, güzeldi seni dinlemek.


senin beni güldürdüğün gibi ben de senin yüzünü güldürebilmek isterdim.ama artık öyle bir şansım yok malesef.ama burger king'de yemek yerken çektiğin fotoğraflarıma bakıp belki gülebilirsin, benim eski fotoğraflarımıza bakıp yaptığım gibi.
bu güzel geceye bu kestiğim güzel fotoğrafla veda ediyorum.
umarım hep mutlu olursun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder